Metamorfoz çılgınlığı

Yazan-çizen: Suren Ter-Avakyan ve Vladimir Kim
Çeviren: Ruhan GÜL

1#

1#

METAMORFOZ ÇILGINLIĞI

ÇİZGİ ROMAN

2#

2#

S. Ter-Avakyan, V. Kim

METAMORFOZ ÇILGINLIĞI

Çizimli fantastik öykü

*Çizgi roman*

Taşkent 1991

3#

3#

1) Şehrin biraz dışında, bacalarıyla dere boyunca uzanmış fabrikanın hemen arkasında…

2) …on kadar müstakil evden oluşan kasabaya çok yakın…

3) …terk edilmiş bir çiftlik vardı.

4) Çiftlik evi köhneydi. Yağmur sularıyla dolmuş avlusu ise uzayıp gitmiş otlarıyla tam bir sivrisinek yuvasıydı.

5) Jack ve Steve de işte bu çiftliği satın almışlardı. Artık ticari araçları terk edilmiş bu iki yapının önünde sık sık belirmeye başlamıştı.

4#

4#

4) İkinci katın geniş bir odasına gerçek bir laboratuvar kurmuşlardı.

Steve kapıyı açıp içeri girdiği sırada, Jack, mikroskopta bir şeyler inceliyordu.

5) -Bu kadar! Başka bir şey kalmadı.

6) -Hele şükür! Artık bütün bileşenler elimizde.

7) -Enstitüde sana bir şey sordular mı?

-Evet, saçma sapan şeyler işte: Nerede çalıştığımı, ne kadar kazandığımı. Seninle ilgili ne söylediğimi hatırlamıyorum bile. Bir yıl önce enstitüden ayrıldığımızdan beri görüşmedik falan dedim…

8) Jack, Steve’i dinliyor, sigara içiyor ve bir yandan da dolabın arkasında görünen sıçanı takip ediyordu.

-Şuna bak, ne kadar da çoğaldılar!

-Bana kalırsa sivri sinekten beteri yok şu dünyada. Senin gibi sigara içseydim… İyisin valla, sana konmuyorlar, benimse vücudumda ısırılmadık yer kalmadı.

9) BATS!

5#

5#

1) -E hadi o zaman, hazırlanmaya başlayalım. Dün akşam hangi malzemeleri hazırladın?

2) -Yaban domuzu yağı ve hamamböceği. Bide komşunun oğlu yarasa ve kurbağa sözü vermişti.

3) O anda Jack’in aklına bir fikir geldi.

-Baksana, ilk deneyi şu sıçanlar üzerinde yapmaya ne dersin?

5) Steve, sıçanların içine üşüştükleri torbanın üzerine birden atıldı ve ağzını sıkıca büzdü.

-Çabuk kafesi getir!!

6) Sıçanlar bir yandan kafesin tellerini kemiriyor diğer yandan kulağı tırmalayan sesler çıkarıyorlardı.

-Ee, başlayalım mı?

-Başlayalım!

7) Bir yıl önce Jack, genetik duvarları ortadan kaldıran ve farklı hayvanların hücrelerini birleştiren bir madde icat etmişti. Şimdiyse bu maddeyi denemenin vakti gelmişti.

8) Merak ve heyecan içinde iki arkadaş işe koyuldular.

6#

6#

Deney önceden kestirilemeyecek sonuçlar doğurabilirdi, hatta belkide tehlikeliydi, ancak sadece hayalperest araştırmacıların hissedebilecekleri, bilinmezliği açığa çıkarma hevesinin verdiği o karşı konulmaz duygu, Jack ve sadık yardımcısını bu riski göze almaya itiyordu.

1) Uzun ve gerilimli bir çalışmanın ardından, masada, içi pembe yağımsı bir maddeyle dolu üç adet kavanoz kalmıştı.

-Tamamdır, hazır!

2) -Bu şeyin birbiriyle bağdaşmayanları bile bağdaşır hale getirebilecek olması gerçekten inanılır gibi değil.

3) -Dikkatli ol! Şu an bu madde her türlü proteini parçalayabilecek durumda.

4) -Kaçmadan önce şu hamamböceklerini atayım içine.

5) -Böcekler tamamen çözündükten sonra DNA’larını istediğimiz her şeyle birleştirebiliriz!

6) İkinci kavanozda yaban domuzu yağını çözündürdüler.

7) -Sıçanlara yaban domuzu DNA’sını enjekte ediyoruz.

8) -Artık tek yapmamız gereken beklemek.

9) Geceyi Laboratuvarda geçirmeye karar verdiler.

7#

7#

1) Birdenbire, gecenin yarısında, keskin bir cıyaklama ve gıcırtı deneycileri uyandırdı.

2) Kızarmış, şişmiş ve tüyleri dökülmüş sıçanlar ağrıdan cıyaklıyor ve kıvranıyorlardı.

-Dereceleri kırkın üstünde!

3) Sabaha karşı sıçanlar biraz daha sakinleşmişlerdi. Kafesteki suyu lakır lakır içiyor önlerine ne atılırsa oburca yiyorlardı.

-Gözümün önünde büyüyorlar resmen!

4) -En iyisi onları ambara taşıyalım. Yakında kafese sığmayacaklar.

7) ERTESİ GÜN

-Şunlara bakar mısın!? Bunlar artık sıçan değil tam birer kurt olmuşlar!

-Bana kalırsa bu oburluk, yeni organizma tamamen olgunlaşana kadar devam edecek.

8) -Artık sıçana benzemedikleri konusunda haklısın, sırf boyut olarak da değil… Yakında bugüne kadar var olmamış tamamen farklı hayvanlar göreceğiz.

-Labaratuvarda biri var!

8#

8#

1) Labaratuvarda hasta gibi görünen bir çocuk duruyordu.

-Kapı açıktı… Şey, size.. ee.. yarasa ve kurbağa sözü vermiştim.

-Evet, ona bu hayvanları sipariş etmiştim.

2) -Mükemmel bir malzeme! Hala canlılar, bu da demek oluyor ki çözeltiyi yetiştirebileceğiz.

3) -Daha başka börtü böceğe ihtiyacınız olursa söyleyin, istediğiniz kadar getiririm.

4) Deneyciler, çocuğu görmezden gelip, odaya, içinde tavşanlar bulunan bir kutu getirdiler. Tavşanlardan birine kurbağa DNA’sı, diğerine de yarasa DNA’sı enjekte ettiler.

5) Doktor her zamanki gibi hafifçe doğruldu ve şırıngayı Steve’e uzattı.

-Sobaya at gitsin!

6) Steve, şırıngayı dikkatlice tuttuğu sırada aniden başı döndü…

7) Doktor son anda asistanını kucakladı.

-Neyin var?

-Başım… Kalbim…

9) -Ateşi var! Nedir bu birden bire?

Steve uzandı, gözleri fal taşı gibi açılmıştı ve dudakları kımıldıyordu. Belli ki bir şeyler söylemeye çalışıyordu ve aniden bilincini tamamen kaybetti.

9#

9#

-Lanet olsun! Ateşi var, hem de kırkın üstünde.

2) Jack’in aklına korkunç şeyler gelmeye başlamıştı.

-Yok, hayır, bu sadece bir rahatsızlık! Başka bir şey olmasına imkan yok, ne de olsa hep dikkatli çalıştık…

3) Jack, içi tehlikeli madde dolu üç kavanoza doğru döndü. Giderek artan tehlikenin sebebini anlamak için kavanozlara iyice odaklandı.

4) Birden, tahmin ettiği şey parlak, keskin bir ışınmışcasına bilincini delip geçti.

-Sivrisinekler!

Tehlikeli çözelti dolu kavanozun üstünde kalmış damlayı emen bir sivrisinek gördü.

5) Jack hemen uzanan arkadaşının yanına koştu. Soluk boynunda, kırmızı, yukarı ve aşağı doğru uzanan bordo çizgileri olan bir leke görünüyordu.

6) Titreyen parmaklarıyla Steve’in göz kapaklarını araladı ve gördüğü karşısında ürperdi. Gözleri koyu bordo renginde kanlanmıştı.

10#

10#

1) Jack aniden ayağa fırladı. Şakakları zonkluyordu, kulakları çınlıyordu.

2) Ve tekrar içini bir dehşet sardı. Başının üzerinde belli belirsiz bir ses hissetti.

-Sivrisinekler!

3) O öfkeyle, Jack, eline geçirdiği böcek ilacını etrafa sıkmaya başladı.

4) Tehlikeli maddeyi buzdolabına sakladıktan sonra birden yerdeki şırıngayı fark etti.

-Peki, ikincisi nerede?

5) -Çocuk! İkinci şırıngayı o aldı!

6) -DUUUUR

7) Jack, oğlanı ambarın arkasında buldu. Bilinçsizce öylece yatıyordu. Çocuğun hemen yanında şırınga ve bir de serum lastiği vardı.

-Aman Tanrım! Bu çocuk bir eroinman!

11#

11#

1) Ne olacak şimdi bu çocuğun hali?! Büyük ihtimalle ona da bulaşmıştır!

2) -En iyisi tavan arası!

3) -Burada onu kimse bulamaz.

4) Jack, çocuğun yanında bir kova su bıraktı.

-Ah zavallı! Ne olacak şimdi senin halin?!

5) Felaket bir çığ gibi Jack’in üzerine yığılmıştı. Önce dostu sona oğlan rahatsızlandı. Vücudunu içten kemiren berbat bir kasvet sardı. Sıradaki kurban kimdi?

12#

12#

1) Labaratuvara dönmeye karar verdi. Attığı her adım beyninin ağrımasına sebep oluyordu. Artan endişesinin ağırılarıydı bunlar.

2) Bu arada iyice acıkan yaban sıçanları yemek bulmak için dışarıya çıkmaya çalışıyorlardı.

3) Çok kısa bir sürede oyuk açmayı başardılar ve ambardan dışarı çıktılar.

4) Jack, sertçe kapıyı ardına kadar açtı ve odaya girdi.

5) Yerde, hırıldayan ve acıdan kıvranan Steve’i gördü.

6) Bütün vücudu dehşet bir şekilde kasılıyordu.

13#

13#

1) Bu sırada ay ışığının altında, düşüncesizce yapılan bir deney sonucu ortaya çıkan iki korkunç yaratık, sessizce dolanmaya başlamışlardı.

3) HHHRRR! Steve’in derisi çatlıyordu ve altından iltihaplanmış…

4) …kanayan ve hemen koyulaşarak sertleşen et beliriyordu. Yer yer şeffaf olan bu et, şişik ve titreyen vücudunu sımsıkı sarıyordu.

5) HRSSS! GRRRR!

Sessizce kasabaya yaklaşan yaban sıçanları birden birbiriyle dövüşmeye başladılar.

6) Vİİİ! GROO! Vİİİ!

7) VVİİİ! GRRROO!

8) VVİİİ! GRRR!

14#

14#

1) Tuhaf bir yaratık acayip çığlıklar içinde ormana doğru kaçtı.

3) Kasaba sakinleri daha ne olup bittiğini anlamadan, aralarından birinin üstüne aniden bir canavar atladı.

4) Yaşlı adam, kısa bir şaşkınlığın ardından kendine geldi ve silahını önündeki korkunç yaratığa doğrultup ateş etti.

BAM! HRSST!

5) Ateşin etkisiyle sersemleyen yırtıcı hayvan ortadan kayboldu.

7) -N’oldu?

-Yaşıyor mu?

Silah seslerini duyup gelen komşular gördükleri karşısında hayrete düşmüşlerdi.

8) -Neydi o öyle? Görebildiniz mi?!

-Devasa kurtlar! Bizi parçalayacaklarını düşündüm!

15#

15#

1) -Bill! Oğlum! Onu sabahtan beri görmedim!

-Onu bulmalıyız!

-Kurtlar buralara kadar geldiler, oğlanın hayatı tehlikede.

2) -Nerede olabilir ki?

Derenin oraya bakmak lazım.

3) Kısa süre içerisinde Steve aşırı şekilde değişti. Durmadan yemek yiyordu. Bir ara Jack onunla konuşmayı denedi.

Hamam böceği DNA’sı insanı tuhaf bir yaratığa dönüşmtürmüştü. Böceğe has özellikler Steve’in vücudunda git gide daha da belirginleşiyordu.

-Steve! Beni duyuyor musun!? Ne hissediyorsun? … Söyle! … Bi dene…

-Be.. Yeme.. İstioo.. Sıcaa…

-Dur bi dakika!… Yemek istiyorsun… Sıcak bastı sana.. Anladım! Sabret, geçmesi lazım.

4) Jack, Stev’in vücudundaki tüm değişiklikleri iyice inceledi ve hepsini detaylarıyla kaydetti.

5) Birden oğlanı hatırladı.

-Nasıl unuturum?! Bill yukarıda. Uyanmıştır artık, acıkmıştır da.

6) Arta kalan yiyecekleri bir kutuya dolduran Jack tavan arasına gitti.

16#

16#

Kasaba halkı derenin etrafında oğlanı arıyorlardı ama boşuna. Orada değildi, ormanda da yoktu, hiçbir yerde değildi artık. Terk edilmiş evin çatı katında nasıl bir varlığa dönüştüğü bile daha belli değildi.

5) Tavan arasına baktığında gördüğü manzara karşısında epey irkilmişti. Tam karşısında, kollarıyla kovayı kavramış ve içine doğru eğilmiş korkunç bir mahlukat oturuyordu. Vücudu belli aralıklarla titriyor ve iğrenç vakvaklama sesleri çıkarıyordu.

6) Eroinman çocuğa ait vücut hatlarının artık zorlukla seçilebildiği yaratık Jack’i fark edince…

…ona doğru yöneldi.

7) Ucubenin kendisine daha fazla yaklaşmasını istemeyen Jack, içi yemek dolu kutuyu ona doğru itti.

17#

17#

1) Yaratık kutunun üzerine atlar atlamaz dişlerini kartona geçirdi ve parçalamaya başladı. GRR!

2) -Hey, kim olduğunu hatırlıyor musun?

Diye fısıldadı Jack tuhaf bir tonla, öyle ki kendisi bile çıkardığı sese şaşırmıştı.

3) Yaratığın yüzü ıstırap çekiyormuş gibi bir şekil aldı ve anlamsız sesler çıkardı. HHHSSSS!

4) Birdenbire, ani bir sıçramayla üstteki tahta kolonlara pençeleriyle tutundu ve sallanmaya başladı, bir yandan da boğuk bir sesle uzun uzun hırıldadı: “…BİİİL…”.

5) Bu sırada, daha önce Steve olan şey, dinmek bilmeyen bir açlıkla labaratuvardan çıkmanın yollarını arıyordu.

6) Pencereyi kırıp…

18#

18#

1) eski çatlak duvardaki pürüzlere tutunarak  doğruca aşağıya indi.

2) Jack, darmadağın olmuş odanın ortasında duruyordu. Kırık pencereden içeriye doğru sabah serinliği esiyordu.

Yerinden kımıldayacak gücü yoktu. Sabah soğunun etkisiyle donakaldığını geçirdi içinden.

3) Çocuğu arayan vatandaşlar çiftliğe kadar gelmişlerdi.

-Işık açık.

-İçeride birileri var. Belkide bir şeyler biliyorlardır?

4) Jack’in yanına gelen adamlar, olan biteni anlatmaya başladılar.

-Bölgemizde devasa kurtlar türedi.

-Dikkatli olun! Şimdiden biri yaralandı.

-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu arıyoruz. Adı Bill. Size denk geldi mi böyle biri?

-Yok… Buraya öyle biri gelmedi…

5) -Lanet olsun! Demek yaban sıçanları kaçtılar! İnsanlar çocuğu aramaya başlamışlar bile! Ne olacak şimdi?!

Jack’in içi iyice daralmıştı.

6) İçki içmeye karar verdi ve buzdolabını açtı.

-Pembe buz mu? Bu da neyin nesi?

7) Birayı dolaptan çıkardığı sırada buz saçaklarından biri elini çizdi.

-Bir dakika! Buzdaki pembe renk tehlikeli maddenin buharından olsa gerek. DNA çözeltili kavanoz tam da buzluğun altında duruyor.

19#

19#

Birasını yudumlayan Jack, bitkin bir şekilde düşündü:

-Anlaşılan kahrolası buz zehirliydi…

2) -Bu oğlan hiçbir yerde yok!

-Bana kalırsa Roger’la şehre gitmiştir o.

-Baksana, Paul, şehre kadar bir gitsen diyorum!

3) OK, Roger’ı bulmaya çalışırım.

4) Çocuk ortadan kaybolmuştu artık, hem de sonsuza kadar. Onu, küçük ve zavallı insanların başa çıkabileceklerini zannettikleri doğanın muazzam ve zaptolunmaz gücü yutmuştu.

Çocuktan geriye sadece hafızasını kaybetmiş, ağrıdan hırıldayan, derisi hala ıslak ve iltihaplı iğrenç bir yaratık kalmıştı.

5) Akşama doğru, pencerenin kırık camına kan lekesi gibi yansıyan batan güneşin ışıkları, aç ucubenin ilgisini çekmişti.

6) -Zar zor buldum onu. Dediğine göre yanına çocuk mocuk almamış.

7) Birdenbire, ileriden tuhaf ve nahoş bir ses duyuldu.

-Neydi o?

-Berbat bir ses!

-Belkide Bill oradadır. Gidip bakalım…

8) Ahali tekrar Bill’i aramaya koyuldu.

20#

20#

1) Jack kendini çok kötü hissediyordu. Vücudu ve yüzü garip bir şekilde yanıyordu. Elleri ve ayakları istem dışı titriyordu. Çenesi düşecek gibiydi.

2) Oda, gözünün önünde kulakları sağır edici bir uğultuyla atlayıp duruyordu.

3) Birden vücuduna öyle şiddetli bir ağrı girmişti ki sanki beynini delip omurgasına saplanmıştı. Çılgınca bağıran Jack, yere yığıldı ve üstü kap kacak dolu masayı devirdi. HRAAA! TRRAK!

4) Paul, fidanlıkta bir ayak izi fark etti.

5) Aniden karanlığın içinde büyük bir gölge belirdi.

-Durun! Burada biri var!

21#

21#

1) BAH!

2) ZVİİ!

3) BAH!

4) Bu sırada, Bill’in kız kardeşi Kristina, terkedilmiş çiftliği kontrol etmeye karar verdi.

5) Penceredeki ışığı gören Kristina, doğruca ikinci kata çıktı. Kapı açıktı.

6) Odada, ağrılarından dolayı iyice büzülmüş bir adam oturuyordu. Yeşil şişliklerle kaplı teni iğrenç salgılardan dolayı parlıyordu. Başı ve elleri durmadan titriyordu. Yerinden fırlamış gözleriyle Kristina’ya baktı ve aceleyle bir şeyler mırıldandı.

-…Buz… Pembe.. Ben eli.. Buz..dolabda..

-Neyiniz var sizin? Hasta mısınız? …Afedersiniz…

7) Jack yerinden kalktı, titreyen ellerini Kristina’ya doğru uzatarak ve gözlerini iyice açarak bağırdı:

-O şey zehirli! …Buz!!!

8) AY!

22#

22#

1) Kristina kendini sokağa attı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibiydi.

2) Hava karanlık ve korkutucuydu fakat içinden bir ses Bill’in buralarda bir yerlerde olduğunu söylüyordu.

BİLL! BİLL!

Önce sessizce sonra giderek sesini yükselterek Bill’e seslenmeye başladı.

3) BİLL!!!

4) Ucubenin kaybolan hafızası bir anlığına da olsa geri gelmişti ve tamamen başkalaşan vücudu tepki veriri olmuştu. Keskin kulaklarıyla algıladığı kızın sesine doğru hareket etmeye başladı.

6) Kırılan çerçevenin gürültüsü gecenin sessizliğini bozmuştu. TRAH!

23#

23#

1) Ağaçların tepesinden irkilen kargaların hışırtıları geliyordu.

2) Ağrı ve ıstırap dolu bir iniltiyle ucubenin ağzından tuhaf ve iğrenç bir sesle kızın adı çıktı.

-Kı..ıstı..na.

3) Kristina, ölümü çağrıştıran bu iniltide ona seslenildiğini anlamıştı.

4) Vampir bir gölge gibi aşağıya daldı.

5) -Kı.. istina.. Kı.. istı.. na.

6) -Bill! Sen misin?! Korkutma beni!

-Kı.. is.. tı.. na..

Krisitna, saklanan kardeşinin onu korkutmaya çalıştığına inanmak istesede, bilinci aslında öyle olmadığını, daha ciddi ve tehlikeli bir durumun yaklaştığını söylüyordu.

7) -Kı.. is.. tı.. na..

Daha fazla dayanamayan Kristina koşmaya başladı.

24#

24#

1) Kara ölüm, sarı ve dikkatli gözlerini Kristina’ya dikti ve arkasından gökyüzünde süzülmeye başladı.

2) Yakıcı bir ağrı aniden Kristina’nın gözlerini karattı. Vampirin pençeleri vücuduna saplanmıştı, keskin dişleriyse boynunu parçalamıştı.

25#

25#

1) Vampir, kurbanıyla oynarcasına Kristina’yı kısa süreliğine bıraktı ve yeni bir saldırıya hazırlanmak üzere havalandı.

2) Silah sesleri saldırgan yırtıcıları bir süreliğine korkutmuştu. Tüfekte sadece iki fişek kalmıştı.

-Gidin! Onu kendime doğru çekeceğim.

3) -Hey, sen, kahrolası!

4) -Gel bakalım peşimden!

5) -Vay canına!

Robert mezarlık tarafına doğru koştu.

26#

26#

1) Mezar taşının arkasına saklandı, nefesini tutup bekledi. RRRRRR!

2) -Hey!

Yaban sıçanı iyice yakşaltığı sırada bağırarak önüne atıldı…

3) GGRRRR!

YEAH!

…ve direkt hayvanın açık ağzına ateş etti.

5) Mezarlık tüm sesleri ve renkleri yutmuş gibiydi. Cansız ay ışığı mezarlığın karanlık silüetine yansımıştı.

6) Biraz ileride Robert bir hareketlilik fark etti.

7) Sessizce yaklaştı ve gördüğü şey karşısında donakaldı.

8) Akla hayale gelmeyecek türden bir yaratık, iğrenç şapırdatma sesleriyle önündeki yarı çürümüş cesedin dağılan etlerini kemiriyordu. Mide bulandırıcı çürümüş et kokusu Robert’e kadar gelmişti.

27#

27#

1) Mahluk, hiç beklenmedik bir anda başını onun bulunduğu yere doğru çevirdi.

2) Robert ürpermişti. Tam bu esnada yaratık dev bir sıçramayla ona doğru atladı.

3) Üzerine çöken pis kokuyu soluduğu…

HAYIR!

4) PAT!

AAA!

ve tüm vücuduyla kurtulmaya çalıştığı esnada var gücüyle yaratığın çirkin suratına dipçikle vurdu. Çılgınca bağırarak yaratığın kollarının arasından altındaki toprağı iterek sıyrıldı…

5) …ve arkasına bakmadan oradan uzaklaştı.

6) Zor nefes alıp verdiği sırada, Robert, kendi kalp atışlarının sesini bastıran bir inilti duydu.

7) Birden, az ötede, üzerinde kara bir şeytannın uçuştuğu kanlar içinde bir kız gördü.

8) BAM!

28#

28#

1) Sıcak kan kızın göğsünü yakıyordu. Talihsiz kurban yavaş yavaş bilincini kaybediyordu.

2) Jack, yiyebileceği bir şeyler arayışındaydı. Zaman zaman sıcaktan bunalıyor bazen de soğuk tüm vücudunu sarıyordu. Üzerindeki halsizlik, yerini şaşırtıcı bir çevikliğe bırakmıştı.

3) Dünya esrareniz sınırlarını aralamaya başlamıştı. Hava binbir çeşit kokuyla dolmuştu, en güzeli de ot ve durgun su kokusuydu.

29#

29#

1) Tüm bu hisler öylesine bir haz veriyordu ki, derin nefes alıp olabildiğince yüksek bir sesle sevinçten bağırmak istiyordu.

2) -Sam! Robert nerede? Robert hala dışarıda bir yerde!

-Evet! Hemen yanına gidelim!

3) Devasa boyutlara ulaşan ciğerlerini tamamen havayla dolduran Jack, koca ağzını açıp ultrason seviyesine ulaşan bir sesle vahşice uzun uzun uludu. OOOİİİİİİİ!

4) -Vay canına!

-O da neydi öyle?

-Çiftlikten geliyor. Orada kötü güçler var sanki!

5) Yaratık, bilincini saran inanılmaz mutlulukla kendini hapishaneden özgürlüğe doğru attı.

6) Ot kokusu dayanılamayacak kadar çekiciydi.

7) Bataklığın ortasında hoş bir serinliğin içine dalan yaratık mutluluktan mayışmıştı.

30#

30#

1) O gelen kim?

2) -Bu Robert! Lanet olsun!

-Robert!

-Kızın nesi var?

3) -Şeytanın ta kendisini gördüm!

Kristina’nın yarası sanıldığı kadar ciddi olmadığı için onu en yakın evde bıraktılar.

4) Evlerin sarı ışıları ve insanların kokusu vampiri çekiyordu. Açlığı ve kana susamışlığı onu insanlara yönlendiriyordu.

5) Ağır kanatlarını çırparak yavaşça karanlık göğe doğru yükseldi. Yer, kanatları altından akıp gidiyordu.

31#

31#

1) Dönerek alçalırken evler giderek büyüyorlardı.

2) En kenardaki evin çatısı, artık vampirin ulaşabileceği yakınlıktaydı.

3) Yumuşak ve deri kanatlarını birkaç kez vurduktan sonra pençelerini atermit çatıya gıcırtıyla geçirdi.

4) Sam şöyle bir avluya baktı.

-Kim var orada?

32#

32#

1) Karanlığın içinden, aniden, sivri dişli koca bir ağız Sam’in yüzüne doğru fırladı.

2) Yere düşen Sam, üzerinden güçlü bir şeyin hızla gelip geçtiğini hissetti.

3) Birden yönünü şaşıran vampir direkt çite çakıldı. TRAH!

4) ŞLYOP!

5) Üzerine gelen titreme ve halsizlik vampirin tüm vücudunu sarmıştı. Derisi ve kasları gevşemişti. Kanıysa, etini yakarcasına vücudunun tüm gözeneklerinden sızıyordu.

33#

33#

1) Kasaba sakinleri sesin geldiği yere doğru koşuştular. Komşu avluda, çitin hemen yanıbaşında, iğrenç yaratık çaresizce çırpınıyordu ve ortalığı toza dumana katıyordu.

2) Vampirin derisi ve pelteleşmiş kasları, kemikleri ve damarları belli olacak şekilde dağılmaya başlamıştı.

3) -Ateş etme! Baksana, zaten geberiyor.

4) Bir dakika sonra yaratıktan geriye sadece pis kokulu kemik ve deri yığını kalmıştı.

5) -Bakın, yolda bir şey daha var!

6) Yola çıkan insanlar kasabada dolanan yaban sıçanını gördüler. Titreyerek ve inleyerek olduğu yerde çürümeye başladı.

7) “Evet, anlaşılan bu melezlerin organizmaları dayanıklı değil ve doğa ana onların varlığını kabul etmedi”. Sağlığı yerinde olsaydı Jack büyük itimalle böyke derdi.

34#

34#

1) Eskiden Steve olan şey de mezarlıkta hırıldayarak ve pis kokular yayarak çürümeye başlamıştı.

4) Karanlık gökyüzü aydınlanmaya başlamıştı.

5) Ertesi sabah her şey sona ermişti. Güneşin ilk ışıklarıyla beraber geriye kalan son korkular da kaybolmuştu.

6) Ve sadece bataklığın içinden, eskiden Jack olan şeyin gözleri görünüyordu.

35#

35#

Öykünün trajik sonu kimseyi üzmesin, sonuçta bu bir hayal ürünü. Gerçi hayatta bundan daha da kötü sürprizlerle de karşılaşılıyor. Ancak umuyoruz ki, bu sayı, kudretli olduğu kadar hassas da olan doğanın sırlarına yaklaşan insanların bir daha düşünmelerini sağlar.

36#

36#

Reklamlar
Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: